KÜLTÜRÜMÜZDE AT

 




KÜLTÜRÜMÜZDE AT
Atın evcilleştirilmesinin ilk defa Türkler tarafından gerçekleştirildiğini kaydeden İ.Kafesoğlu, bu konuda farklı yazarları örnek göstererek şu bilgileri verir: “W. Koppers'a göre atın ehlileştirilmesini “atlı-çoban ”yapım sahibi olan Türklere atfetmek gerekir. F. Flor daatın Türklerin ataları tarafından insanlık hizmetine sokulduğunu belirtmiştir. ”
Bu örnekleri de atın evcilleştirilmesi konusunda Türkleri ve Türklerin yaşadığı coğrafyayı işaret etmektedir.M.Ö. IV.-V. yüzyıllara ait olduğu kaydedilen İkinci Pazırık kurganında Atların hepsinin kuyruğu ve yeleleri siyah renkte idi. İkisi hariç diğerlerinin yeleleri kesilmişti. Bugün Altay Özerk Cumhuriyeti'nin savaşı bulunan Ukok platosundaki Ak Alaha kurganları da bulunan materyallerin zenginliği kayda değerdir. Ak Alahakurganlarında yer alan atların kuyrukları örülerek uç medyumlarından bağlanmış, yeleleri de üst kısmındankesilerek kısaltılmıştır.Bu durum Altay'da milattanönceki dönemlerden itibaren kazısı yapılan kurganlarda bulunan atların resimlerde, halılar üzerinde figürlerde veya süs eşyalarının üzerine figür olarak görülmektedir. Arkeologlar İskit döneminden itibaren kurgana konulacak atın daha kurban edilmeden önce kuyruklarının kesildiğini daha sonra kurban edilerek kurgana konulduğunu kaydetmektedir.At kuyruğu bağlama geleneği, Türklerin savaş adetlerindendi. Eski Türkler savaşa giderken atlarının ayaklarına dolanmasın diye kuyruklarını bağlarlardı. At kuyruğu bağlamak veya örmek kahramanlık ve yiğitlik işareti sayılmaktaydı.Buna ''Kuyruk Tüğmek''(düğümlemek) veya ''at çermetmek'' denilmekteydi.
Türklerde eski yas adetlerinden biride ölen savaşçının bindiği atın kuyruğunun kesilmesiydi. İskitlere ait Pazırık Kurganında bulunan at iskeletlerinin kuyruklarının kesik olması , bu adetin çok eskilere dayandığının göstermektedir. Savaşta hayatını kaybeden askerlerin atlarına dul kaldı gözüyle bakılırdı. Askerlerin mezarlarına atlar kuyruğu kesilerek gömülür ve bu işleme de dullamak denir.Kırgızca'da ''Tullamak'' kelimesi yas ve matem tutmak manasına gelmektedir.Savaşta hayatını kaybeden askerin atına dul kaldı gözüyle bakılırdı.
Hunları anlatan Çin taş oymalarında atların kuyrukları bağlıdır. Bu gelenek Sakalarda (İskitler) da görülmüştür. .
Kurıkan kaya resimlerinde atların yeleleri tarak ağzına benzer bir biçimde kesilerek süslenmiş, boyunlarına da bir püskül asılmıştır. Bu tarak biçimindeki at yeleleri Altaylar’daki Gök Türk, Kırgız çevrelerinde bulunduğu gibi, Hunlar’ı temsil eden Çin kabartmalarındaki at yelelerinde de bulunur. Türkler, atın yelelerine astıkları bu süslere bonçuk, monçuk (boncuk) derlerdi.Kurıkan kaya resimlerinde, atların bazılarının kuyrukları düğümlenmiştir. Türkler, at kuyruğunu iple bükme ya da bağlamaya sırtlamak derlerdi. Harezmşahlar döneminde yazılmış Türkçe sözlüklerde “tügdi atnın kuyrugın” şeklinde deyimlere rastlanır.
At kuyruğu bağlamak Türk Tarihinde ; Vatan , millet , aile , ar ve namus uğruna şehit olmaya hazır olduğunu simgelemiştir.At kuyruğu kesmek ya da bağlamak yüzyıllarca yıl boyunca Türk Toplumları arasında farklı anlamlarda farklı şekillerde yaşamıştır. Mitolojik,dini ve sembolik anlamları Türk Sanatının bütün devirlerinde de karşımıza çıkmaktadır. Çetin savaşlara katılmak üzere hazırlanan savaşçılar atlarının kuyruklarını kesip tuğ yapmışlar. Ve kendilerinin fedai olduklarını ilan etmişlerdir. Savaşta ölürlerse de kesilmiş olan atının kuyruğu mezarına dikilirdi. Bu gelenek zafer için Tanrı'ya verilen at kurbanlarının bir tür devamıdır. Daha sonra atın kuyruğunu düğümleme şeklinde devam etmiştir. Selçuklu ve Osmanlılarca da kullanılmıştır. Alp Arslan da, Malazgirt Meydan Savaşı’nda atının kuyruğunu bağlamıştı.
Manas destanında 200 kadar at adı yer alır.
Şubar: Alpamış Han’ın atıdır.
Akkula: Manas Han’ın atıdır.
Burul: Koblandı Han’ın atının adıdır.
Çalkuyruk: Töştük Han’ın atıdır.
Akbut: Ural Han’ın atının adıdır.
Atın rüzgardan yaratıldığına inanılır. Böylece rüzgarın gücü ve hızı ata geçmiştir. Ev yapılırken en büyük direğe veya çadırın orta direğine at kanı veya at sütü sürülür. Dağ, orman ve ateş ruhlarına dua edilirken kırmızı at yelesi kullanılır. İyi at, uçan kuşa yetişir, hiç yorulmaz, düşmanı hisseder, sahibini önceden uyarır, kahramanın durumunu anlar, rengini değiştirir, ölen kahramanı bırakmaz vatanına geri götürür, yaralı sahibini iyi birisinin yanına yetiştirir.
Söylencelerde adı geçen sıra dışı at türleri şunlardır:
Yılmaya: Kanatlı At
Tulpar: Uçan At
Kilin: Boynuzlu At
Ciren: Konuşan At.
Kayçı Ceren ve Kamçı Ceren en iyi bilinen iki tanesidir.
Burşun: İkiz Atlar.
Ak Burşun ve Kök Burşun. Uçabilirler.
Burak 'ta unutulmamalıdır.İslam inancına göre, Muhammed'in Miraç'ta kullandığı binektir.
Ad (isim) sözcüğüyle de bağlantılıdır. At, Türk anlayışında bir insanın kimliği gibidir. Mançu dilinde Adun, Evenk dilinde Avdu olarak yer alır.
Anadolu Türkleri, Toros Yörük ve Türkmen çocukların, gençlerin at yarışını bir spor haline getirdiği bilinmektedir. Özellikle düğünlerde ödüllü at yarışmaları yapılmaktadır.Toroslarda yeni yetmelere "tay" yakıştırması yapılır.Türkiye Türklerinde at kılı nazar boncuğu gibi etkili olduğuna inanılır. Anadolu'da, özellikle Antalya civarında kapı başlarına takılan atın kafa kemiği, nazara karşı koruması için kapı başlarına takılır.
Toroslarda Türkmenlerin "Gelinin başına, atın dişine bak" denir. Gelinin baş bağlayış şekli; düzen, mutlu, bakımlı olduğu gibi meziyetlerini gösterir.Türk Halk inançlarında yer alan "Boz Atlı Yol Tengrisi\Yol İyesi" yolda kalan, sıkıntıya düşen, darda kalanların yardımına koşan bir varlıktır.
Derlemedir Akcan MİR
**Dr.Ahmet Yılmaz /Dr. Ali Toraman “Türk Kültüründe Kuyruğu Bağlama ve Kesben miGeleneği Üzerine Bazı Tetkikler ”,Tarih Çalışmaları, 12/3, Haziran 2020, s. 745-763
**Kafkas Nart Destanlarında At, Ufuk Tavku
**Dr. Yaşar KALAFAT - Türk Halk İnançlarında At


Yorumlar

Popüler Yayınlar