Nogay Soykırımını Osmanlı değil, işgalci Ruslar yapmıştır
Nogay Soykırımını Osmanlı değil, işgalci Ruslar yapmıştır
Sosyal medyada bazı kendini bilmezler ve Osmanlı düşmanlığı yüzünden tarihi çarptırarak aktaranlar tarihte işgalci Rusya’nın yapmış olduğu Nogay Türkleri Soykırımını Osmanlı Devleti’ne mal etmeye çalışıyor. Araştırmacı yazar Yücel Tanay bu konuda sosyal medya hesabından konu ile ilgili yazmış olduğu bilgileri biz de önemine binaen iktibas ettik.
RUSLARIN YAPTIĞI NOGAY SOYKIRIMINDA NOGAY KASABI ALEKSANDR SUVOROV’UN ROLÜ
Rus yayılmacılığının kurbanı olan Türk halklarından Nogayların maruz kaldığı katliamlar ve sürgün her 28 Haziran tarihinde hatırlanıyor.
Birinci yüzyıldan itibaren Rusya İmparatorluğunun yayılmacılık politikasında yeni açılımlar yaşanmıştır. Bu politikanın temelinde Rusya’nın Karadeniz havzasında konumunu güçlendirmek ve Kafkaslarda etkinlik alanını genişletmek yatıyordu. Yayılmacılık politikası ağırlıklı olarak Osmanlının doğrudan veya dolaylı çıkar alanları üzerinde gelişirken Müslüman ve Türk halklar Çarlık Rusya’nın şiddet ve imha
politikasının hedefinde bulunuyorlardı. Bu halklardan biri de Nogaylar idi.
1783’de Nogaylara toplu olarak Rus İmparatoruna sadakat yemini ettirilmiştir. İmparator yönetimi bununla yetinmeyerek Nogayların yaşadıkları yerlerden başka bölgelere sürülmesine ilişkin karar almıştır. Bu emre uymayan Nogaylar ayaklanınca kendilerine karşı korkunç bir kıyım başlatılmıştır.
politikasının hedefinde bulunuyorlardı. Bu halklardan biri de Nogaylar idi.
1783’de Nogaylara toplu olarak Rus İmparatoruna sadakat yemini ettirilmiştir. İmparator yönetimi bununla yetinmeyerek Nogayların yaşadıkları yerlerden başka bölgelere sürülmesine ilişkin karar almıştır. Bu emre uymayan Nogaylar ayaklanınca kendilerine karşı korkunç bir kıyım başlatılmıştır.
Dönemin Rus İmparatorluğunun, Nogayları Osmanlı Devletine ve Kırım Hanlığına karşı kullanma çabaları boşa çıkınca Rusların Nogay Türklerine boyun eğdirmek için uyguladığı katliam 28 Haziran 1783’te gerçekleşmişti.
Ruslar 1783’te Kırım’ı işgal ettikten sonra Azak Denizi’nin doğusunda yaşayan Nogaylar ve bazı Adigelere yönelik toplu sürgün kararı almış, bu halkların Ural bölgesine gönderilmeleri için harekete geçmişti. Rusların sürgün kararına karşı ayaklanan Nogaylar, istilacı güçlere karşı zorlu bir direniş göstermişti.Ancak “Nogay Kasabı” olarak anılan Rus generali Aleksandr Suvorov ordusuyla kadın, çocuk ayırmaksızın Azak Denizi’nin doğusunda yaşayan 100.000’e yakın Nogay Türkünü şehit etti , Nogaylar topraklarından koparak farklı farklı bölgelere dağılmışlardı. 28 Haziran, yaşanan acılara binaen Nogay Soykırımı olarak tarihe geçti.
Nogay Soykırımının Tarihsel Kanıtları
1783 başlarında Yedisan murzaları Caum Acı, Katarsın ve Arslan, Yedişkül murzaları Musa Talambetov ve diğerleri (dört bin aile) Kuban’ı terk ederek Suhum-Kale’den deniz yoluyla Bessarabya’ya geçtiler.
Nogay Soykırımının Tarihsel Kanıtları
1783 başlarında Yedisan murzaları Caum Acı, Katarsın ve Arslan, Yedişkül murzaları Musa Talambetov ve diğerleri (dört bin aile) Kuban’ı terk ederek Suhum-Kale’den deniz yoluyla Bessarabya’ya geçtiler.
24 Ocak 1783’de Potyomkin Koramiral Klopaçov’a Ahtar limanına girme emrini verdi.
A.V.Suvorov ve M.Potyomkin Taman ve Kuban üzerinde tam denetim sağlayacaktı.
Kırım ise o sırada Balmen’in birliklerinin kontrolünde idi.
A.V.Suvorov ve M.Potyomkin Taman ve Kuban üzerinde tam denetim sağlayacaktı.
Kırım ise o sırada Balmen’in birliklerinin kontrolünde idi.
Rus hükümeti elçisi Laşkarov aracılığıyla Şahin Giray Han Rus tahtı lehine hanlık tahtından feragat etmeye zorlandı.
Kırım, Taman v. Kuban Rusya İmparatorluğuna birleştirilmesini öngören, 8 Nisan 1783 tarihli II. Yekaterina’nın “Yüce Manifestosu”nda şöyle bir hüküm yer almıştır: “Kırım yarımadası, Taman adası ve tüm Kuban tarafı Kırım yarımadası Rusya devletinin himayesine kabul edilmiştir.” Böylece Altın Ordanın halefi olarak 18. yüzyılın sonlarına kadar varlığını sürdürmüş Kırım hanlığı ortadan
kaldırıldı.
kaldırıldı.

Kırım hanlığının tasfiyesinin hemen ardından Türkler büyük kafileler halinde Kırım’ı terk ederken Rusya Slav, Yunan, Yahudi, Ermeni ve diğer etnik gruplar Kırım’a göç ettirildiler.
Asimilasyon politikasına dayalı yeni idari sistem bölgedeki demografik dengeleri altüst etmeye başlamıştır.
Asimilasyon politikasına dayalı yeni idari sistem bölgedeki demografik dengeleri altüst etmeye başlamıştır.
8 Nisan 1783 II. Yekaterina G.A. Potyomkin’e yazdığı reskriptte24 Kuban sahillerinde meskûn Nogayların İmparatora sadakat yemini ettirilmesi yönünde talimat vermiştir. G.A. Potyomkin bu talimatın icrası için A.V. Suvoruv’u görevlendirmiştir.
1783 yılı yazında Kafkasya’nın Kazak iskân birimlerinden Kuban nehri ağzına dek tüm sağ sahil bölgesi A.V.Suvorov’un denetiminde idi.
A.V.Suvoruv’un birliklerinin bir kısmı Kopıl’ı işgal ederek bölge nüfusunun Rus tebaasına geçmesini için çalışmalara başlamıştır.
Şahin Giray’ın tahtan çekilmesiyle Nogaylar doğal olarak Rus imparatoriçesinin tebaası konumuna düşmüşlerdir.
A.V.Suvoruv’un birliklerinin bir kısmı Kopıl’ı işgal ederek bölge nüfusunun Rus tebaasına geçmesini için çalışmalara başlamıştır.
Şahin Giray’ın tahtan çekilmesiyle Nogaylar doğal olarak Rus imparatoriçesinin tebaası konumuna düşmüşlerdir.
Bunun onaylanması için sadakat yemini töreninin yapılması gerekiyordu. Sadakat yeminin büyük ölçüde formalite bir eylem olmasına rağmen imparatorluk tebaası açısından yasal bir yükümlülüktü. Bu arada Osmanlılar da Nogayları kendi tarafına çekmek istiyordu.
Fakat Osmanlının güç kaybı, Kuban’da ve Kırım’da Rus işgalini önlemek iktidarında olmaması gibi nedenler bu isteğin gerçekleşmesini imkânsız kılıyordu.
İstanbul’un yegane ümidi Kuzey Kafkasya halklarının, aynı zamanda Kuban Nogaylarının kendilerinin Çar yönetimine karşı bizzat mücadeleye başlaması idi.
İstanbul’un yegane ümidi Kuzey Kafkasya halklarının, aynı zamanda Kuban Nogaylarının kendilerinin Çar yönetimine karşı bizzat mücadeleye başlaması idi.
28 Haziran 1783’de Yedişkül ordası kaymakamı Murza Şakir’le mutabakat sağlayan Rus yönetimi Kopıl civarında yaşayan Nogayların önde gelenlerini (murzalar, efendiler vs.) bir araya toplayarak sadakat yemini ettirmiştir.
Töreni hükümet temsilcisi Felisov yönetmiştir. Törene katılmak istemeyen Murzalardan Aslam ve Mambet Murzabekov’un derhal Yukarı Kuban bölgesini terk etmeleri gerekiyordu.Halil Ağanın yardımıyla İ.M.Leşkeviç ve A.V.Suvorov ise Yeya kalesinde yaşayan Yedisan ve Cemboyluk Nogaylarının yemin törenini organize ediyorlardı..Bir ay sonra Yedişkul Ordası birlikleri (Min, Burlak, Kitay, Kıpçak) Rus tebaalığına geçtiler.
Sadakat yeminiyle ilgili A.Suvorov’un formuler listesinde27 şöyle bir not yer almaktaydı: “Knez Potyomkin’e yazılmış 10 Temmuz 1783 tarihli ve 1426 No’lu İmparator manifestosunu icra ederek Kubandaki Tatar halklarına sadakat yemini ettirdim: Yedisan ordası, Cembulat ordası, Budjaklar, Yedişkül ordasının dört aşireti, Yedisanların bir kısmı.”28 Rus yönetiminin planında sadakat yemininden derhal sonra Nogayları Rusya’nın içlerine, Ural bozkırlarına sürmek vardı. Bununla ilgili hazırlık çalışmaları A.V. Suvoruv tarafından yapılıyordu: Nogaylar için hareket koridoru belirlenecek, hareket yolu boyunca askerler yerleştirilecek, teçhizat için gereken kaynak ayrılacak
vs. Nogay murzaları Aslyam ve Mambet Murzabekov, Mamay, Zukale (Uzun Ali), Musa Arslanbekov ve diğerlerine Yeya nehri havzasına göç etmeleri önerilmişti.
Nogay kafilelerini bazılarını, mesela Tav-Sultan Nogaylarını Rus ordusunun ve Don Kazaklarının konvoyu müşayet ediyordu.
Nogaylardan Halil Ağa Efendi Ural bozkırına göç şartını kabul etmiştir. Bu arada Şahin
Giray Taman’a gelerek Nogay halkına beklenmedik bir çağırıda bulunmuş ve göçmemeleri konusunda kendilerini ikna etmiştir. Şahin Giray’ın bu çağırışı Rus hâkimiyeti için bir sürpriz idi.
vs. Nogay murzaları Aslyam ve Mambet Murzabekov, Mamay, Zukale (Uzun Ali), Musa Arslanbekov ve diğerlerine Yeya nehri havzasına göç etmeleri önerilmişti.
Nogay kafilelerini bazılarını, mesela Tav-Sultan Nogaylarını Rus ordusunun ve Don Kazaklarının konvoyu müşayet ediyordu.
Nogaylardan Halil Ağa Efendi Ural bozkırına göç şartını kabul etmiştir. Bu arada Şahin
Giray Taman’a gelerek Nogay halkına beklenmedik bir çağırıda bulunmuş ve göçmemeleri konusunda kendilerini ikna etmiştir. Şahin Giray’ın bu çağırışı Rus hâkimiyeti için bir sürpriz idi.

30-31 Temmuz – 1 Ağustosta Mırza Kanakay’ın önderliğinde Cemboyluk ve Yedişkül mırzaları Kuga-Yeya nehrinden Kuban’a geri döndüler.
Fakat Büyük Yeya nehri boyunca kordonu kıramadıkları için İray-İglası (Urak-İlgası) civarında Butır alayının bir bölüğü (Albay Telegin vd. kıtaları) tarafından hezimete uğradılar.
Fakat Büyük Yeya nehri boyunca kordonu kıramadıkları için İray-İglası (Urak-İlgası) civarında Butır alayının bir bölüğü (Albay Telegin vd. kıtaları) tarafından hezimete uğradılar.
Geri kalan kafileler telaşlanarak birbirinin ardınca geri döndüler. Büyük kayıplara rağmen hayatta kalabilmiş Nogaylar mallarını, sürülerini ve eşyalarını bırakarak Kuban ötesine geçmeye çalışıyorlardı.
Cemboyluk, Yedişkül, Yedisan ordaları Nogayları Osmanlı yönetimindeki (Çerkezlerin, Kuban ötesi Nogay ordalarının – Kasaylar, Novrozlar ve Kaspulatların meskûnlaştıkları) bölgelere geçebilmişlerdir.
Yedi-on gün boyunca Nogaylar umutsuzca Rus istihkâmlarına saldırdılar. 10 Ağustosta bir grub Nogaylar Rusların denetimindeki Yeya istihkâmına saldırarak burada bulunan soydaşlarının önemli bir kısmını alarak Kuban ötesine geçmişlerdir.
Nogayların saldırıları genelde başarısızdı ve her defasında iyi donatılmış Rus birlikleri tarafından geri püskürtüyordu.
Bu arada Albay İ.M.Leşkeviç’in himayesine bulunmak isteyen Nogaylar Yeya istihkâmına geliyordu. Mesela Cemboylu Murzası Musa, Yedişküllu Mambet bey ve diğerleri. Göç sürecinin kesintiye uğraması üzerine G.A.Potyomkin A.V.Suvorov’a Nogay ayaklanmasının bastırılması emrini verdi. Kuban kolordusunun yanı sıra Don Kazak birlikleri de A.V.Suvoruv’un denetiminde idiler.
30 Eylülde Kazaklar Laba nehrinin Kuban nehrine döküldüğü yerden 10 verst mesafede Kuban nehrini geçtiler.
30 Eylülde Kazaklar Laba nehrinin Kuban nehrine döküldüğü yerden 10 verst mesafede Kuban nehrini geçtiler.
1 Ekimde ise Rus orduları Laba nehri boyunca yukarı hareket ettiler. Kermençik ve Sarı-Şahar civarında Rus birlikleri Nogaylara ulaştılar.
Rus askerleri Novrozov ve diğer Nogaylarla çatışmaya girdiler.Aynı zamanda Kafkas kolordusu komutanları Leontev ve Potyomkin Kuban’ın diğer sahiline geçtiler. Leontyev Yaman Su nehri ağızlarında Tav-Sultan ve Şarı-Murza önderliğindeki Yedisan ve Cemboylu Nogaylarını bozguna uğrattı.
Rusların Kuban ötesine geçmesi savunmasız Nogay halkı için bir felaket idi. Tarihi belgelere göre bu operasyon sırasında iyi eğitilmiş ve düzenli Rus birlikleri buradaki Nogayların büyük çoğunluğu yok etmişlerdir.Az bir kısım ise kendilerini zor kurtarabilmiştir.
V.A. Potto’ya göre Nogaylar Rus muhafız karakollarına birkaç “”şiddetli saldırıda” bulunmuşlardır. Onların Yeya nehri bölgesindeki Butır piyade alayına bağlı bölüğe düzenledikleri saldırının ardından Knez Kekuatov’un filosu ve Albay Telegin ve Pavlov’un birlikleri olay mahalline gelmiş,
A.V. Suvorov’un tabirince göre “Tatarlara karşı korkunç bir kıyım” yapılmıştır.
A.V. Suvorov’un tabirince göre “Tatarlara karşı korkunç bir kıyım” yapılmıştır.
A.V. Suvorov kendisine yardım etmek için hareket eden Ataman İlovayski’ye şöyle yazıyordu: “Ekselansları! Durdurun! Yeter. Simdi her şey çok güzel.Sadece Kanakaycılar tümüyle imha edildiler. Kendisi (Kanakay) tesadüfen kulağından vuruldu.”32 V.A. Potto’nun tasvirine göre “…Nogayları bataklığa doğru sıkıştırdılar. Onlar kurtulmanın imkânsız olduğunu görünce “aciz bir öfke içinde kıymetli eşyalarını imha ediyor, kadınlarını kesiyor ve bebeklerini suya atıyorlardı.”33
Kuban kolordusunun pençesinden kurtulmayı başaran Nogaylar Kuban ötesine, Çerkezlere doğru kaçsalar da Ruslar tarafından takip ediliyordu.
Suvoruv’un emriyle Don taraftan Serebryakov ve Popov’un komutasındaki üç Kazak alayı harekete geçerken tesadüfen Kuyu-Yeya nehri üzerinde Nogay kalabalığı fark etmişlerdir.
10 Eylülde Rus birlikleri aniden Nogaylara saldırdılar: “Acımasız bir savaş yaşandı. Tatarların tümü hezimete uğradı ve akşam geç saatlere kadar Donlular tarafından takip edildiler.”
10 Eylülde Rus birlikleri aniden Nogaylara saldırdılar: “Acımasız bir savaş yaşandı. Tatarların tümü hezimete uğradı ve akşam geç saatlere kadar Donlular tarafından takip edildiler.”
Suvorov’a göre Kazaklar Türk-Tatarlardan nefret ediyorlardı ve onlarla nihai hesaplaşacak anı beklemişlerdir: “Kazak’ın Tatar’a karşı tarih boyu şekillenmiş düşmanlığı kendini gösterdi.”
O sırada tüm Nogay Ordaları isyana kalkmıştı. Yeya kalesine saldırma teşebbüsünde bulunsalar da başarısız oldular ve Kuban ötesine, Çerkez tarafa geçtiler. A.V. Suvorov Kuban’ın ötesine geçmeye, yani Osmanlı-Rusya sınırını ihlal etmeye karar vermişti.
Ataman İlovayski komutasındaki Kazak birlikleri de A.V.Suvoruv’un denetiminde idi.
Ekim ayının 1’inde Rus birlikleri Laba nehrinin sağ sahilindeki Nogay yerleşim yerine vardılar. Burası Rusya sınırından 12 km mesafede idi.
V.A. Potto Rus askerleri tarafından Nogayların acımasızca öldürüldüklerini şu şekilde tasvir etmektedir:
Ataman İlovayski komutasındaki Kazak birlikleri de A.V.Suvoruv’un denetiminde idi.
Ekim ayının 1’inde Rus birlikleri Laba nehrinin sağ sahilindeki Nogay yerleşim yerine vardılar. Burası Rusya sınırından 12 km mesafede idi.
V.A. Potto Rus askerleri tarafından Nogayların acımasızca öldürüldüklerini şu şekilde tasvir etmektedir:
“Rusların aniden peyda olmaları Nogaylar dehşete düşürdü.
Fakat durumun çıkmazda olduğu belli olunca bu korku yerini cesarete terk etti.
Kuban’dan 12 km mesafedeki Kermencik köyü yakınında şafak anından başlayıp öğlene dek
devam eden kanlı bir savaş yaşandı.
İlovayski’nin komutasındaki Donlular Tatarların dayanaklı savunmasını kırdılar ve hiç kimseye acımadılar. Uzun süredir onlarda birikmiş bu nefret korkunç intikam şeklinde dışa vurdu. Dört binden fazla Nogay ve Çerkez esir alındı. Savaşın yaşandığı yerler ve civar vadiler cesetlerle dolup taşıyordu.”
Fakat durumun çıkmazda olduğu belli olunca bu korku yerini cesarete terk etti.
Kuban’dan 12 km mesafedeki Kermencik köyü yakınında şafak anından başlayıp öğlene dek
devam eden kanlı bir savaş yaşandı.
İlovayski’nin komutasındaki Donlular Tatarların dayanaklı savunmasını kırdılar ve hiç kimseye acımadılar. Uzun süredir onlarda birikmiş bu nefret korkunç intikam şeklinde dışa vurdu. Dört binden fazla Nogay ve Çerkez esir alındı. Savaşın yaşandığı yerler ve civar vadiler cesetlerle dolup taşıyordu.”
Başka bir Kazak tarihçisi F.A.Şerbina şöyle yazıyordu:
“Suvoruv Poltava’ya gittiğine dair yalan haber yaydıktan sonra geceler gizlice Laba nehrinin
ağzına doğru hareket etti. Ekim ayının 1’inde ise gece gizlinden Kuban nehrinin diğer sahiline geçerek Tatar köylerine yaklaştı.
Burada Kermençek adlı yerin yakınında Tatarlarla son, sonuçlarına göre en korkunç savaş oldu.
İlk olarak Donlular mızraklarla, daha sonra da Dragun be Grenader taburları saldırdılar. Ordunun kuşatma altına aldığı alanda üç saat sonra yerde kalan ceset sayısı 2000 idi, köyler yakılmıştı. Çatışma sonra savaş alanındaki ölü sayısı 5000 idi.
Gerek Kazaklar gerekse askerler hiç kimseye acımadılar, erkekleri, kadınları, ihtiyarları ve çocukları öldürdü, kesti ve süngülediler.
Umutsuzluk içindeki Tatarlar burada kendi kadınlarını ve çocuklarını esir düşmemeleri için öldürürken mallarını da imha ediyorlardı.
Büyük Moğol ordasının son temsilcileri ateş, kan ve ceset içinde boğulmuştu.
Kuban’da çok az sayıda Tatar kalmıştır.
Sadece Kuban ve Laba eğiği arasındaki üçgende bir zamanlar korku salan Tatarların güçsüz temsilcileri kalmıştır.”
P.G. Butkova’a göre 3500 Nogay öldürülmüş, 1000’den fazlası da esir alınmıştır.
P. Bobrovski’ye göre Urup ve Laba vadisinde öldürülen Nogayların sayısı ise yedi bindi.
“Suvoruv Poltava’ya gittiğine dair yalan haber yaydıktan sonra geceler gizlice Laba nehrinin
ağzına doğru hareket etti. Ekim ayının 1’inde ise gece gizlinden Kuban nehrinin diğer sahiline geçerek Tatar köylerine yaklaştı.
Burada Kermençek adlı yerin yakınında Tatarlarla son, sonuçlarına göre en korkunç savaş oldu.
İlk olarak Donlular mızraklarla, daha sonra da Dragun be Grenader taburları saldırdılar. Ordunun kuşatma altına aldığı alanda üç saat sonra yerde kalan ceset sayısı 2000 idi, köyler yakılmıştı. Çatışma sonra savaş alanındaki ölü sayısı 5000 idi.
Gerek Kazaklar gerekse askerler hiç kimseye acımadılar, erkekleri, kadınları, ihtiyarları ve çocukları öldürdü, kesti ve süngülediler.
Umutsuzluk içindeki Tatarlar burada kendi kadınlarını ve çocuklarını esir düşmemeleri için öldürürken mallarını da imha ediyorlardı.
Büyük Moğol ordasının son temsilcileri ateş, kan ve ceset içinde boğulmuştu.
Kuban’da çok az sayıda Tatar kalmıştır.
Sadece Kuban ve Laba eğiği arasındaki üçgende bir zamanlar korku salan Tatarların güçsüz temsilcileri kalmıştır.”
P.G. Butkova’a göre 3500 Nogay öldürülmüş, 1000’den fazlası da esir alınmıştır.
P. Bobrovski’ye göre Urup ve Laba vadisinde öldürülen Nogayların sayısı ise yedi bindi.
Suvorov’un verdiği emirde Nogaylara karşı uygulanan kıyımın hangi psikolojik şiddet ve öfkeyle verildiği açık bir şekilde görülmektedir:
“Düşmanın sonuna kadar imha edilmesi, öldürülmesi veya esir alınmasına de ordular dinlenmemeli. Mermileri koruyun, soğuk silahla çalışın! Dragunlar ve Kazaklar ganimet amacıyla attan inmemeli; birliğin dörtte biri ganimet için gidiyor, dörtte biri onu korur, diğerleri de hazır vaziyette bulunuyorlar.
Ganimetler iki yere ayrılacak. Yarısı hükümdara, yarısı da orduya… Bu paydan da üçte ikisi Kazaklara verilecek.42 Diğer savaş tarihçisi P.P. Korolenko Suvoruv’un “Nogay iskân birimleriyle birlikte çok sayıda Çerkez köyünü de yok etti.”
Ganimetler iki yere ayrılacak. Yarısı hükümdara, yarısı da orduya… Bu paydan da üçte ikisi Kazaklara verilecek.42 Diğer savaş tarihçisi P.P. Korolenko Suvoruv’un “Nogay iskân birimleriyle birlikte çok sayıda Çerkez köyünü de yok etti.”
II. Yekaterina bundan sonra A.V. Suvorov’a I. Dereceli Kutsal Vladimir Madalyasıyla, Ataman İlovayski’ni ise II. Dereceli Kutsal Vladimir Madalyasıyla General Poruçik rütbesiyle ödüllendirdi. Kazak starşinaları kurmay subay rütbeleri aldılar.
Rusya yönetimi “Osmanlıların denetiminden kurtardığı” bölgelere yönelik sömürge politikaların hızlı bir şekilde uygulanması gerektiği düşüncesiydi.
Bu politika önündeki engellerin ivedilikle çözülmesi çözmek için Nogayların imha planını bir gereksinim olarak görüyordu. Nitekim V.A. Potto’ya göre
Bu politika önündeki engellerin ivedilikle çözülmesi çözmek için Nogayların imha planını bir gereksinim olarak görüyordu. Nitekim V.A. Potto’ya göre
“… Nogaylar barışçıl bit toplum değildi ve Kırım’ın istilası ve Kuban’ın işgalinden sonra onlarla ciddi mücadeleden kaçınmak zor idi.”
Zaferleriyle ün kazanmış Rus komutan A.V.Suvoruv kendi birliklerine Nogayların durdurulması veya esir alınmasını değil, tamamen imha edilmesini emretmiştir.
Askeri bilgisi ve savaş başarılarıyla ün kazanmış böyle bir komutanın emrindeki düzenli ordu birliklerinin halkın üstüne gönderilmesinin başka bir amacı olamazdı zaten.
Zaferleriyle ün kazanmış Rus komutan A.V.Suvoruv kendi birliklerine Nogayların durdurulması veya esir alınmasını değil, tamamen imha edilmesini emretmiştir.
Askeri bilgisi ve savaş başarılarıyla ün kazanmış böyle bir komutanın emrindeki düzenli ordu birliklerinin halkın üstüne gönderilmesinin başka bir amacı olamazdı zaten.
Rus İmparatorluğunun temel amacı “güvenilmez topluluk” olarak gördüğü Müslüman ve Türk nüfusun sürülmesi, hatta imha edilmesi, bunun karşılığında söz konusu bölgelerin Hıristiyanlaştırılması vardı.
Nogaylar da bu acı kaderi yaşamış bir Türk Müslüman topluğu idi.
Bu dönem Osmanlının gerileme dönemi idi.
Bu yüzden Rus yayılmacılığı karşısında Türk ve Müslüman halkları bulundukları bölgelerde koruyamamış, sürekli göç almaya başlamıştır. Rus yönetimi Türk ve Müslümanlardan boşalan arazilere Rusları, Yunanları, Kazakları, Ermenileri vs. iskân etmiş, demografik yapıyı değişmeyi kendi güvenliğini sağlamanın bir aracı olarak görmüştür.
Rus Devletinin yayılmacılık politikalarının hız kazanmasıyla devam ederken Osmanlı Devleti de defalarca Rusya ile savaşmak zorunda kalmıştır.
Kırım’ın elden gitmesinden ileri gelen tepkiler yüzünden 1787’de Osmanlı Devleti Rusya’ya savaş ilan etmiştir. Fakat Rusların üstünlükleri ve Türklerin gittikçe artan kayıpları Osmanlıyı barışa zorlamış ve 1791 yılında Yaş anlaşması imzalanmıştır.
Bu anlaşma Osmanlının daha önce imzaladığı ağır şartlar içeren anlaşmaları bir daha onaylar nitelikte idi. Yaşanan bu savaş sonucunda Osmanlı Devleti Kırım’ı geri alamayacağı ve onu tamamen kaybettiği gerçeğini bütün çıplaklığı ile görmüştür.
Nogaylar da bu acı kaderi yaşamış bir Türk Müslüman topluğu idi.
Bu dönem Osmanlının gerileme dönemi idi.
Bu yüzden Rus yayılmacılığı karşısında Türk ve Müslüman halkları bulundukları bölgelerde koruyamamış, sürekli göç almaya başlamıştır. Rus yönetimi Türk ve Müslümanlardan boşalan arazilere Rusları, Yunanları, Kazakları, Ermenileri vs. iskân etmiş, demografik yapıyı değişmeyi kendi güvenliğini sağlamanın bir aracı olarak görmüştür.
Rus Devletinin yayılmacılık politikalarının hız kazanmasıyla devam ederken Osmanlı Devleti de defalarca Rusya ile savaşmak zorunda kalmıştır.
Kırım’ın elden gitmesinden ileri gelen tepkiler yüzünden 1787’de Osmanlı Devleti Rusya’ya savaş ilan etmiştir. Fakat Rusların üstünlükleri ve Türklerin gittikçe artan kayıpları Osmanlıyı barışa zorlamış ve 1791 yılında Yaş anlaşması imzalanmıştır.
Bu anlaşma Osmanlının daha önce imzaladığı ağır şartlar içeren anlaşmaları bir daha onaylar nitelikte idi. Yaşanan bu savaş sonucunda Osmanlı Devleti Kırım’ı geri alamayacağı ve onu tamamen kaybettiği gerçeğini bütün çıplaklığı ile görmüştür.
Osmanlı ile savaşırken Rusya kendi sınırları içindeki Müslümanlarla adeta esir gibi davranmış, onlara karşı düşmanca tutum sergilemiştir. Bu yüzden iki imparatorluk arasında meydana gelen savaşların sonuçları sadece Osmanlının yenilmesiyle olarak algılanmamalıdır.
Rusya Osmanlı ile savaşırken Kafkas, Kırım ve diğer bölgelerinde yaşayan Türk ve Müslüman halklar zorunlu göç, sürgün, öldürülme, toplu imha ve kıyım gibi felaketlere maruz bırakılmışlardır. 18. yüzyıl tarihine baktığımız zaman Nogayların da bu acı kaderi paylaştıklarını görebiliriz.
Rusya Osmanlı ile savaşırken Kafkas, Kırım ve diğer bölgelerinde yaşayan Türk ve Müslüman halklar zorunlu göç, sürgün, öldürülme, toplu imha ve kıyım gibi felaketlere maruz bırakılmışlardır. 18. yüzyıl tarihine baktığımız zaman Nogayların da bu acı kaderi paylaştıklarını görebiliriz.
Rus Çarı Birinci Aleksandr, 1801 yılında Nogayların Rus ordusuna atlı asker olarak katılmalarını emretti. Nogaylar, ‘Buzları kıra kıra yüzerek Ak Topraklara (Anadolu’ya) gideriz de gâvura hizmet etmeyiz.’ Diyerek emre uymadılar. Bu sebeple yeni bir katliama uğradılar. İsmail Mirza yönetimindeki Büyük Nogaylar, bulundukları bölgede yaşanan kuraklık sebebiyle kıtlık çıkınca, Kuban Irmağı boylarına gittiler. 1603 yılında Rusya’da çıkan karışıklıklardan yararlanarak, Osmanlılardan ve Kırım hanlarından destek göreceklerini ümit ederek bağımsızlıklarını ilan ettiler. Fakat beklentileri gerçekleşmedi. 1770 yılında Ruslarla anlaşmaya vardılar ve bağımsız bir hanlık kurma izni aldılar. Diğer bölgelerdeki Nogaylar da buraya göç etmeye başlayınca Ruslar korktular ve ânî bir baskın düzenleyerek yakalayabildikleri Nogayları katlettiler. Kurtulabilenler de Osmanlı Devleti’ne sığındı. Kırım’da sağ kalabilenler ve sonradan evlerine dönebilenler, 18 Mayıs 1944 büyük sürgününde Kırım Türkleri ile birlikte hayvan taşımakta kullanılan tren vagonlarıyla Sibirya’ya, Özbekistan, Kazakistan ve Kırgızistan gibi Türkistan Türk cumhuriyetlerine gönderildi.
Nogaylar; ‘Nomay cürsen, Nogay şıgar aldınga = Çok gezersen, önüne mutlaka bir Nogay çıkar.’ Derler. Çünkü onlar, dünyanın dört bir köşesine dağılmışlardır. Günümüzde Nogayların yaşadıkları bölgeler ve tahminî nüfusları: 1- Azak Denizi’nin doğusunda: 170.000, 2- Stavropol Bölgesi’nde: 163.000, 3- Türkiye’de: 150.000, 4- Dağıstan’da: 147.000. 5- Hazar bozkırlarında: 135.000, 6- İnguşetya’da: 125.000 (Çeçenistan’dan göç edenler ve orada kalanlarla birlikte), 7- Dobruca’da: 90.000, 8- Karaçay-Çerkez Özerk Bölgesi’nde: 35.000, 9- Litvanya’da: 15.000. Toplam: 1.030.000. Bunların dışında; az sayıda pek çok yerleşim biriminde Nogaylara rastlamak mümkündür. Nogayların tamamına yakın bölümü Sünni Müslümandır. Başkırdistan ve kuzey komşusu Çelyabinsk Vilayeti’nde yaşayanlar Hıristiyan Ortodoks’turlar. Büyük çoğunluğu Kuzey Kıpçak Türkçesi ile, mahalli dillerden etkilenmiş bir dille konuşurlar.
Türkiye’de; Ankara’nın Polatlı ve Şereflikoçhisar ilçeleri ile köylerinde, Konya’nın Kulu İlçesi’nde, İstanbul, Osmaniye, Adana, Çorum, Eskişehir, Bursa, Kütahya, Gaziantep, Isparta’nın Senirkent İlçesi’nde yaşamaktadırlar. Kazan Hanlarının sonuncularından biri olan Safâ Giray Han’ın eşi Kazan sevdâlısı, Süyun Bike, Nogay mirzalarından Yusuf Bey’in kızı idi. O, ülkesini Rus boyunduruğundan kurtarabilmek için çok mücâdele etti. Kendisi için değil, vatanı için yaşayan bir güzel insandı. Kazan halkı, O’nu unutmadı. Yıllar sonra Süyun Bike hâtırasına 7 katlı, minâre şeklinde muhteşem bir âbide yaptı. Günümüzde Kazanlılar, özellikle genç kızlar, bu âbideye gelip, Kazan Hanlığı’nın en ateşli bayan vatanseveri, güzeller güzeli ve fakat tâlihsiz Süyün-Bike için fâtihalar okuyorlar.
Not:Aleksandr Suvorov ,18. yüzyıldaki Osmanlı-Rus Savaşlarında bulunmuş,1790 yılında Ukrayna’nın Tuna nehri kıyısında bulunan Türk İsmail Kalesi’nin alınmasında Rus ordusuna komuta etmiş yedi ay süren kuşatma sonucu Türk tarafı 30 bin, Ruslar ise general düzeyinde 15 bin kayıp verdi.Rusların Kuzey Kafkas halkları ve Kırım Tatar, ve Nogaylara karşı yapılan toplu katliamlarda baş rol oynamış bir canıdır.Rus mareşal, Rymik Kontu ve Smolensk Prensidır.
Kaynakça:
1)Sevinç Aliyeva, Ali Asker, Nogay Kıyımı: Rusya Ġmparatorluğunun Nogayları Ġmha Eylemi Ve Günümüzdeki Yankıları, Uluslararası Suçlar Ve Tarih, Sayı 13, 2012. s. 42-43(ss. 39-57)
Türkiye’de; Ankara’nın Polatlı ve Şereflikoçhisar ilçeleri ile köylerinde, Konya’nın Kulu İlçesi’nde, İstanbul, Osmaniye, Adana, Çorum, Eskişehir, Bursa, Kütahya, Gaziantep, Isparta’nın Senirkent İlçesi’nde yaşamaktadırlar. Kazan Hanlarının sonuncularından biri olan Safâ Giray Han’ın eşi Kazan sevdâlısı, Süyun Bike, Nogay mirzalarından Yusuf Bey’in kızı idi. O, ülkesini Rus boyunduruğundan kurtarabilmek için çok mücâdele etti. Kendisi için değil, vatanı için yaşayan bir güzel insandı. Kazan halkı, O’nu unutmadı. Yıllar sonra Süyun Bike hâtırasına 7 katlı, minâre şeklinde muhteşem bir âbide yaptı. Günümüzde Kazanlılar, özellikle genç kızlar, bu âbideye gelip, Kazan Hanlığı’nın en ateşli bayan vatanseveri, güzeller güzeli ve fakat tâlihsiz Süyün-Bike için fâtihalar okuyorlar.
Not:Aleksandr Suvorov ,18. yüzyıldaki Osmanlı-Rus Savaşlarında bulunmuş,1790 yılında Ukrayna’nın Tuna nehri kıyısında bulunan Türk İsmail Kalesi’nin alınmasında Rus ordusuna komuta etmiş yedi ay süren kuşatma sonucu Türk tarafı 30 bin, Ruslar ise general düzeyinde 15 bin kayıp verdi.Rusların Kuzey Kafkas halkları ve Kırım Tatar, ve Nogaylara karşı yapılan toplu katliamlarda baş rol oynamış bir canıdır.Rus mareşal, Rymik Kontu ve Smolensk Prensidır.
Kaynakça:
1)Sevinç Aliyeva, Ali Asker, Nogay Kıyımı: Rusya Ġmparatorluğunun Nogayları Ġmha Eylemi Ve Günümüzdeki Yankıları, Uluslararası Suçlar Ve Tarih, Sayı 13, 2012. s. 42-43(ss. 39-57)

Yorumlar
Yorum Gönder